
31-01-2011 Star Gazetesi
Tedavi için tüm gün sıra bekleyen hastalara kıyamayan Dr. Zafer Türkmen "İstanbullular’ın gözünü açtı"
Öğrencilik yıllarında hastaların sıkıntılarını gördüğünde göz hastanesi kurmaya karar veren İstanbul Göz’ün Başkanı Dr. Zafer Türkmen, hastalardan gelen istek üzerine şimdi de Anadolu yakasında hastane açmaya hazırlanıyor
Zafer Türkmen... O bir anestezi doktoru. Mecburi hizmetini Yıldırım Aktuna’yla çalışırken yaptı. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde bir çok işe imza attı. Ancak idealleri vardı, kendi işini yapmak istiyordu. İçini kemiren ‘yeni işler başarma’ duygusunu bastıramıyordu. Hastanenin başhekimi Yıldırım Aktuna’nın da desteğini alarak hastaneden ayrıldı. Bir süre, doktor arkadaşlarıyla beraber kurduğu sistem kapsamında hastanelere dışarıdan anestezi desteği verdi. Ardından küçük bir hastane kurdu. Öğrenciliği sırasında aklına koyduğu göz hastanesi kurma hayalini gerçekleştirdi. İstanbul Göz Hastanesi’nin Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Zafer Türkmen’le hikayesini, hedeflerini, sektörü ve özel yaşamını konuştuk.
• Doktorken nasıl hastane sahibi oldunuz, hikayenizi anlatır mısınız?
Babam Adana’da sağlık memuruydu, çevremde hep doktorlar vardı. Doktor olma fikri çocukluğumda oluştu aslında, şartlar da beni o noktaya getirdi. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra mecburi hizmetimi İstanbul’da yaptım. Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Başhekimliği’ni yapan ve aynı hastanenin nöroloji kliniği şefliğini yürüten rahmetli Yıldırım Aktuna’yla çalışmaya başladım. Başarılı işlere imza attık. Aktuna, 1983 yılında hastane bünyesinde, Türkiye’de ilk olan ‘Alkol ve Uyuşturucu Madde Bağımlılığı Tedavi ve Araştırma Merkezi’ni (Amatem) kurmuştu. Orada bir yoğun bakım ünitesi oluşturduk. Nöroşirüjide yoğun bakım sorumlusu oldum.
Hastaneye alınacak ihtiyaçlarla ilgili ihaleler o zaman çok düzenli yürümüyordu. Gelir, gider çok iyi takip edilmiyordu. Oranın düzenli işlemesini sağlayacak çalışmalar yaptık. 1984-1987 yıllarından söz ediyorum. Zamanla orada pasivize olduğumu hissetmeye başladım, çok da yapacak işim kalmamıştı. İdeallerim vardı. Dışarıda daha aktif çalışmak, kendi işimi yapmak istiyordum. Yıldırım Hoca’ya anlattım. O da destek verdi ve ben hastaneden ayrıldım. Zaten bir yıl sonra o da görevinden ayrılarak, Bakırköy Belediye Başkanı oldu.
• Hastaneden ayrılınca neler yaptınız?
Bir şeyler oluşturmak, altına imza atacağım işler yapmak istiyordum. Aynı dönem mezunu 6 arkadaş bir araya geldik ve bir ‘Anestezi ve Reanimasyon Merkezi’ kurduk. Özel hastanelere, hatta devlet hastanelerine bile anestezi desteği vermeye başladık. 80’li yıllarda anestezi uzmanı konusunda sıkıntı vardı. Bizim projemiz çok tuttu. 1991 yılına geldiğimizde ise Cerrahpaşalı hocaları topladık ve Fındıkzade’de Özel İstanbul Şehir Hastanesi’ni açtık. Butik bir hastane oldu. Otel gibi bir ortamı vardı. Orası hala faaliyette. Hep takdir ediliyorduk ama benim hep aklımda bir göz hastanesi kurmak vardı. 2001’de bu idealime kavuştum ve Bahçelievler’de İstanbul Göz Hastanesi’ni açtık.
• Neden özellikle göz hastanesi?
Stajyerlik yıllarımda dikkatimi çeken; göz hastalarının tedavi olmak için çok zahmet çektikleriydi. Hastalar hastaneye gelip 05.00’te, kuyruğa girerlerdi. Bir kataraktdoğuştan k. (congenital c.) bazı bilinen nedenlerden dolayı (infeksiyonlar , metebolik hastalıklar vb.) ya da nedeni bilinmeyen durumlara bağlı olarak doğum anında var olan katarakt travmatik k.(travmatic c) künt veya penetran travma sonrası katarakt gelişimi. ameliyatı için bir ay beklenirdi.
Göz hastanesi fikri o zamanlarda doğdu aslında. Şu anda da içinde olduğumuz Bahçelievler’deki hastaneyi 2.5 yılda yaptırdık. Buranın yerinin bulunmasından, temellerin atılmasından bitimine kadar her aşamasında işin içinde oldum. İlk planlanmış göz hastanesini yaptık.
Bu çevrede böyle bir ihtiyaç da zaten vardı.
• Başka hastaneler olacak mı?
Karşıdan gelen müşterilerimiz Anadolu yakasında da istiyorlar. Şimdi orada bir yer bakıyoruz. Boş arsa arıyoruz, göz hastanesi olarak inşa edeceğimiz bir yatırım olacak. 10 yatak ideal bir rakam. Çünkü göz ameliyatında hastanede yatma diye bir olay yok. Ameliyatların yüzde 70’i kataraktdoğuştan k. (congenital c.) bazı bilinen nedenlerden dolayı (infeksiyonlar , metebolik hastalıklar vb.) ya da nedeni bilinmeyen durumlara bağlı olarak doğum anında var olan katarakt travmatik k.(travmatic c) künt veya penetran travma sonrası katarakt gelişimi., zaten onda da yatırmıyoruz. Poliklinik hizmeti veren geniş otoparklı çok kişiye hizmet verecek bir proje olacak. 10 milyon doları geçmeyen bir yatırım olması planlanıyor.
• Hastane sahibi olmak ciddi sorumluluk gerektiriyor. Ne gibi sıkıntılarınız var?
Hastanelerin önünde bazı engeller var. Bir çok insan otelleri bozup hastane açıyor. Bakanlık da bunun önüne geçmek için hastane açılması konusunda kurallar koydu. Zincir hastanelerde problem yok. Bakanlık artık projeyi görmek istiyor. Onay verirse o hastaneyi kurabiliyorsunuz. Bir denetim var, bu da gerekli. Düşünsenize biz göz hastanesi açmışız, benim yanıma ya da karşıma bir göz hastanesi daha açılıyor. Olmaz. Ama asıl sorunu doktor kontenjanlarında yaşıyoruz. Doktor sayısı kısıtlaması var. Bu, sorun yaratıyor. Çünkü eksik kadroyla iyi hizmet veremezsiniz. Mevcut doktorların üzerine çok yük biner ve hata doğar. Biz 10 doktorla çalışıyoruz, bu kadro yetmiyor ancak yeni kadro açmamıza da izin verilmiyor. Bununla ilgili yazışmalar yapıyoruz, sıkıntıyı dile getiriyoruz. Bir de Bakanlık ‘teknoloji yatırımı yapacaksanız bizden izin alacaksınız’ diyor. Diyelim ki ‘excimer lazerargon 1.(argon L) diyabetik retinopati, senil maküler dejenerasyonlar, açı kapanması glokomunda sık kullanılır. Hem mavi(488nm)hemde yeşil (514nm) dalga boyu vardır. Avantajı hemoglobin ve RPE deki melanin pigmentince iyi emilmesidir. Dezavantajı makula ksantofil pingmentince emildiğinden foveaya yakın uygulanamamasıdır. 1.fotokoagülasyon (1.photocoagulation) lazer ışının ısı enerjisi haline dönmesi suretiyle retinal doku hasarı oluşturma işlemidir. Diyabetik retinopati tedavisi başta olmak üzere, retina hastalıkları tedavisinde kullanılan bir yöntemdir.’ ihtiyacı var. Bunu almak için Bakanlığa sormaya gerek yok.
TEDAVİ EDİLEMEYEN BOĞAZ ŞİŞMESİ KALP HASTASI YAPTI
Sağlıkta ciddi gelişmeler oldu. Eskiden bir boğaz şişmesi bile tam olarak tedavi edilemezdi. O zaman iyi tedavi edilemeyen hastalar bugün kalp hastası oldu. O kadar çok anjiyo olan var ki. Hep geçmişteki yetersizliklerin sonucu. Koca koca iğneler ısıtılarak mikrobu öldürülür öyle kullanılırdı. Şimdi teknoloji her alanda olduğu gibi tıpta da çok ilerledi. Sağlıkta ciddi atılımlar yapıldı. İlaçlarınızı rahat rahat alıyorsunuz, tek gereken kimlik bilgisi. Bunun sürdürülebilir olması gerekiyor. Ufak aksamalar tabi ki var. Daha iyisi de olabilir. Doktorlar dışarıya sağlık fikirleri satabilecek konumda.
Teknemle denize açılır yıldızları incelerim
Artık hastane işlerine çok karışmıyorum. Emekli oldum, doktorluk da yapmıyorum. Zamanımı araştırmalara ve gezmeye ayırıyorum.
İyi bir satranç oyuncusuyum. İnternet üzerinden uluslararası satranç turnuvalarına katılıyorum. Hastanede de ödüllü bir turnuva yapacağız mesela. İnsana analitik düşünmeyi öğretiyor satranç. Adriyatik’ten getirdiğim 13 metrelik teknemle denize açılırım. Geceleri yıldızları izlerim tekneden.
AB bizi koşa koşa alacak
Türkiye sağlık sektöründe hızla gelişiyor. Türk doktorlar yurt dışına fikir satacak konumda. Ancak bunun için kapıların açılması gerekiyor. Bu da AB’ye üyelikle olacak.
Çok hızlı gelişiyoruz. Hiç bir ülkede olmayan bir hız var. Dünyada çıkan bir teknoloji ya da ürün anında Türkiye’ye geliyor. Genç ve yoğun nüfus AB için büyük avantaj.
AB bizi koşa koşa alacak. Turizm var, doğa var, nüfus var. Otomobiller, telefonlar hepsi lüks. Yazlarını Türkiye’de geçiren bir çok Avrupalı zengin var. Ancak eğitimde biraz daha gelişmemiz lazım.





